6/12/2008
***
Annemin tatlı vişne sularıyla o harika poğaçalarını yerken başımı Gökyüzüne kaldırıp, ağaçların arasından güneş ışığının, ağaçların arasından süzülen sanki peri tozu gibi yayıla yayıla dağılan ışın demetini saymaya çalışırdım orda... Sonra büyüdüm, lisede yaptığım firarların adresi oldu aynı yer... Toplu firarlar... Yasak olan hep cazip gelir insana, yasak neyse o hep çekici ve güzeldir, zevkli oluyordu okulu asmak-kaçmak-firar etmek... Sonra aynı yerde bir kır düğününde bulundum.. Orda o masada otururken, çocukluğum, yeni yetme hallerim geldi aklıma tatlı-huzurlu birazda buruk gülümsemiştim.. Yaşanılanlar herneyse gülümseyerek hatırlamak en güzeli, huzur veriyor.. Ama yaşanılanların geride kaldığını bir daha o anların benzerini yaşamayacağını düşünmek bir an burkuyor işte... zaman bu zaman, dün değil, dün geçti, yarın değil yarına daha çok var... gün bugün yine aynı yer, her anına binlerce anlam yükledim... ama dedim ya, bu aralar her anına bolca anlam yüklediğim o kadar çok şey var ki, buna rağmen ben çok Kelime(SİZ)leştim
Çocukluğumda, henüz saçlarımın rengine dokunulmamışken, bedenime bu kadar yük binmemişken,
'Sesin, incelip, kıvrılıp, büküldüğü yer, James Blunt ve Same Mistake...'
"Walk out the door and up the street
Look at the stars
Look at the stars, falling down,
And I wonder where, did I go wrong."
Konu: anılar
bir ayna gibidirler,geriye dönüp baktıkca geçmişini görür insan,bazen sevinir, bazende duygulanır.ama anılar dır insanı yaşatan
Bağlantı »