
Günlerdir liste hazırlıyorsun... Her defasında yırtıp yeniliyorsun.. İsimlerin bazılarının üzerine birer çizik atıp, yeni isimler ekliyorsun, o günün getirilerine göre... Keşke hayattada o kâğıda yazıp üzerini çizebildiğin gibi birşeylerin üzerine birer çizik atmak doğumgününe çağıracaklarının listesi kadar kolay olsa Karaböcüğüm...
Ama biliyorum ki, hani peşinde çok yorulsamda, yoğurduğum hamur kıvamına geliyor...
Bileklerim ağrısada, her yeni gün hep ama hep yeni yüzünle karşılaşmak çok çok çok güzel.. Ömre bedel..
Bu kadar zamanda beni o kadar çok şaşırttın ki, ama ben yinede alışamadım her defasında şaşkınlıkla kalakalıyorum öylece..
Seninle beraber uyduruktan ama gerçekten anlamlı, yazdığımız masallar; içten, böyle yüreğime o minik yumuk yumuk ellerinle dokunan her bir kelimen ömre bedel..
Resimlerin benim için eşsiz.. Senin minicik parmaklarınla beyaza kattığın her renk gökkuşağı benim için.. Değerli!
Yarattığın ve sergileyeceğin tiyatro karelerini unutmamak gerek... Öğretmeninin kızınız bir oyun çıkardı dediğindeki içimdeki kıpırtıyı anlatmam imkansız!
Hikâye kitaplarını asla okumak istemeyen ama benim okuduğum kitaplara göz diken bir perim var benim.. Koparmasının doğru olmadığını bildiği halde yeşilin üzerinde duran papatya gördüğünde kendini tutamayıp yumuk avuçarının arasına saklayıp, "Anne sana sürprizim var!" diyen sevimli bir kızım var...
Nisan kokulu saçlarına yıldızlar iliştirdiğim minik prensesim, geçen her yeni günde hep ama hep yeni yüzünü göstermeye devam et... Sen Nisan'sın, Hep Güneş'e bakmalısın...
Hep Güneş'e...